21 Eylül 2008 Pazar

CUMARTESİ SOHBETİ

Dün sabah,Ankara'da hava parçalı bulutluydu.Akşamüstü
sağanak yağmur yağdı,ama bahar yağmuru,kısa süre sonra
doğayı temizliyerek sona erdi.Böyle havalarda insan ya
sinemaya gitmeli,ya da kitap okumalı diye düşünmüşümdür
hep.Öğlene doğru üç arkadaşımı eve davet ettim.Öğlen
birşeyler atıştırarak müzik dinledik,bilgisayarda blogları
dolaştık.İlginç bulduğum blogları gösterdim.O kadar güzel
ve güçlü bloglar var ki,insanın kafasını karıştırıyor.Kendimin
ne kadar yetersiz ve zayıf kaldığını gördüm.

On iki civarında,yaşça benden bir hayli büyük çok sevdiğim
bir ağabey telefonla aradı.Hal hatır sorduktan sonra onu da
davet ettim.Yanında bir arkadaşının olduğunu,motosikletiyle
turladıklarını söyledi.Her ikisinin de gelmesini ısrarla söyledim.

Yirmi,yirmi beş dakika sonra motosiklet sesini duyunca bir
arkadaşımla yanlarına indik.Kırmızı Honda motosikleti kapalı
otoparkımıza koyduk.Eve çıktık.

Benim tanıdığım ''M'' ağabey,arkadaşı ''O'' ağabeyi hepimize
tanıştırdı.Onların sohbetimize katılmasıyla evin havası değişti,
ikisi de birbirinden gırgır,çok neşeli insanlar.Biz den yaşça büyük
olmalarına rağmen hemen kaynaştık.İlk defa tanıdığım ''O''
ağabey çok rahat bir insan.Bütün odaları dolaştı,buzdolabında
içki aradı.Ben yeşilaycı olduğumu ve hemen büfeden alıp gelirim
dediğimde, ''M'' ağabey :''Biz de gençlere uyalım,çay içelim'' dedi.
Onlara güzel bir pizza ikram ettim.Dikkatimi çeken bir şey de
''O'' ağabeyin çok sigara içmesiydi,annem gibi !

Vakit ilerledikça yaptıkları espirilerden ve birbirlerine tatlı
takılmalarından çok zevk aldık,gülmekten yerlere düştük.
İşin enteresan tarafı onlar gayet ciddi duruyor ve gülmüyordu=:))

'M'' ağabey yapı olarak sakin bir insan.Ağır ağır konuşur,
konuşurken sanki iki kez düşünür.Mütevazi olduğu kadar
her konuda çok bilgili ve kültürlüdür.Bunu gösterişe,ispata
çevirmez.Ancak sırası geldiğinde karşısındakini ezmeden
konuşur.Ancak atalarımız ne demiş?Yumşak atın çiftesi pek
olur.Geçmişte şahit olduğum bir iki olayda nutkum tutulmuştu.
Sakin bir insan olmanın ötesinde gözünün çok kara olduğunu
biliyorum.

''O'' ağabey ise tam tersi bir yapıda.Düşündüğünü hemen söyleyen,
dobra ve küfübaz ! Ancak küfür bir insanın ağzına bu kadar mı
yakışır=:)) Dört kez evlenip boşanmış.İki kızı varmış.Kızlarının
fotoğrafını gösterirken ilk kez ciddileştiğini,biraz da gözlerinin
dolduğunu hissettim.Belki de bana öyle geldi,yanılıyor olabilirim.

Her ikisi de nerdeyse dünyanın yarısını dolaşmışlar.Örneğin bir
konu açıldığında (Çin,İtalya,Hollanda gibi) detaylarına kadar
biliyorlar.Leb demeden leblebiyi anlıyorlar.Bize çok kitap
okumamızı ve genç yaşlarda çok sık seyahate çıkmamızı
söylediler.

Dört beş saatlik doyumsuz sohbetin ardından evde yalnız
kalınca bazı şeyleri daha iyi düşünebildim.

- Bilginin gücü.

- Bunun showa dönüşmeden,sohbete dönüşme becerisi.

- İki ayrı yapıda insanın kırk yıllık dostlukları.

- Ne olursa olsun hayata gülümseyerek bakmak ve paylaşmak.

Bir yerde okuduğum sözlerle yazıma son veriyorum:

'' BÜYÜK ÇINARLARIN KÖKLERİ NE KADAR DERİNDE OLURSA

DOSTLUKLARI DA DERİN VE GÜÇLÜ OLUR ! ''

Cenk